Büyükada’da bir şafak sonrası günler sayılır sevgiye dair
Bir şafak sonrası açılır mahşer,
içinde sen ve kocaman yüreğin
Dilburnundan geçmişe anlatılacak çok şey var
Çok güller var içinde büyüttüğün,
Bir adı cennet, bir adı irem
Çok yağmurlar seni ıslatmayı bilmeyen
Rengine yabancı nice gökkuşakları
Ve daha nice Leylalar, leylaklar kıskanır seni
“Sen utanırsın , bu şehre kar yağar”
Koynuna sakladığın çam kokuları
Bir poyrazdır uçar gider Üsküdar’ a
Doğancılarda bir Hezarfen çığlığı anlatır ancak güzelliğini
Kız kulesine gizlenmiş sultan
Kaç gecende kaç mehtap çizdin satırlarına?
Kaç ömür sığdırdın gözlerine?
Ellerine kaç mevsim değdi?
“ Sen uyandın, bu şehre kar yağdı”
Yollara gitmeyi, zaman geçmeyi
Siyaha beyaz olmayı sen öğretmedin mi?
Hasret çeken bir kış soğuğunda
Sen güldün, kendinden geçti mum alevleri
İnceden bir çiğ düştü hüznüne
Sen ağladın, kirpikler küstü, geceler küstü
Güneşten önce hep doğdun karanlıklara
“Sen doğdun, bu şehre kar yağdı”
bazen bir gökkuşağını yakalarsın cennetin bittiği yerde,
bir melek son sözlerini söyler kanatları arşa dokunduğunda,
bazen bir gökyüzü süzülür allerine mayıs boşlukalrında,
bazen bir bir papatyaya konar böcek, doğar bir ilkbahr çığlığında...
doğum günün kutlu olsun